Zırhlı Hizmetkâr: Azize Jeanne d’Arc

Yazan EWTN Theotokos
, Kaynak: EWTN Theotokos

“Korkmuyorum. Ben bunun için doğdum.”
  -Azize Jeanne d’Arc

Göğün Savaşçı Kızı

Kilise, bilgece takdiriyle her yıl 30 Mayıs gününü Azize Jeanne d’Arc’ı anmak ve yüceltmek için ayırır. Orleans’ın Bakiresi, bakire şehit, ve İlahi Takdir’in tarihteki en şaşırtıcı işaretlerinden biridir.

Fakat Jeanne sadece bir vatan kahramanı değildir. O, Meryem’e adanmış bir ruhtur. Alçakgönüllülük ve cesaretle bezenmiş, Meryem’in “Bana söylenmiş olan senin sözün, yerine gelsin” (Lk 1:38) sözünü yankılayan bir yürektir. Görevini kendisi aramadı, görev ona Tanrı’dan geldi ve Meryem gibi o da evet dedi.

Haç’ın Gölgesinde Bir Doğum

Jeanne d’Arc, 1412’de Domrémy, Fransa’da, Yüz Yıl Savaşları’nın karanlığı içinde doğdu. Küçük yaşlardan itibaren mistik vizyonlar gördü: Başmelek Mikail, Azize Katerina ve Azize Margaretha kendisine göründüler. Bu azizler onu sadece teselli etmediler; onu görevlendirdiler.

Fransa’yı özgürleştirmesi ve meşru kral olan VII. Charles’ı taçlandırması istendi. On yedi yaşında itaat etti. On dokuz yaşında, 30 Mayıs 1431’de Rouen’da diri diri yakılarak şehit edildi. Bedeni küle dönüştü ama inancımız odur ki ruhu buhur gibi göğe yükseldi.

Zamanımızın Kadını

Azize Jeanne d’Arc’ın hikâyesi, dünyadaki hiçbir kategoriye sığmaz; ne feministti ne de sıradan bir milliyetçi. O, daha radikal bir şeydi: Tanrı’ya adanmış, Kilise’ye sadık ve Meryem’e bağlı bir ruh. Bakireliği tesadüf değil, kimliğinin ayrılmaz parçasıydı. Tıpkı İncil’deki bilge bakireler gibi (bkz. Mt 25:1–13), kandili doluydu. Zırhı önce ruhtandı, sonra çelikten.

Günümüzde cinsiyet, kimlik ve çağrı hakkında yaşanan kafa karışıklığı içinde, Jeanne, vaftizle aldığımız ruhbanlık görevimizi nasıl sadakatle yaşayacağımızı gösterir. O isyankâr değildi, Kilise’nin kız evladıydı. Hatta Klerus tarafından ihanete uğradığında ve sahte bir mahkemede mahkûm edildiğinde bile Papa’nın otoritesine sadık kaldı. Son sözü, intikam ve umutsuzluk değil, “İsa!” oldu.

Güneşle Giydirilmiş Kadın ve Jeanne

Azize Jeanne d’Arc’ı anlamak için, onun Meryem’e adanmış yüreğini anlamak gerekir. Savaş meydanına çıktığında taşıdığı sancağın üstünde şu yazardı: “JESUS-MARIA.” Düşmanlar, onun kılıcından çok bu bayraktan korkarlardı. Bu bir büyü değil; militan bir Meryemî bağlılıktı.

Vahiy Kitabı’nda, güneşle giydirilmiş, ayı ayaklarının altına almış bir kadın vardır (Vahiy 12:1). Ve bu kadın savaştadır. Bakire Meryem, yalnızca ev içi huzurun değil, aynı zamanda ruhsal mücadelenin de kraliçesidir. Azize Jeanne d’Arc, Meryem’in okulunda yetişmiş biri olarak bu gizemi yaşadı. O, Kilise’nin bir sembolüdür; krallığı koruyan, kralı savunan ve kaos ortasında düzen getiren.

Bugün Bize Ne Söylüyor?

Azize Jeanne bize şunu hatırlatır: Tanrı’nın sesi duyulabilir ve itaat hâlâ önemlidir. Görevimiz dünyaya anlamsız gelse bile biz çağrıldığımız yolda yürümeliyiz.

Ayrıca, iftiraya uğrayanlara, haksız yere yargılananlara ve bu dünyada kendine yer bulamayan gençlere şefaatçi olur. Azize Jeanne, anti-Hristiyan bir kültürde kahramanca ve erdemle yaşamak isteyen her Katolik için kutsal bir kız kardeştir.

Korkakların ve alaycıların çoğaldığı bir çağda, Azize Jeanne bize daha yüce bir şey sunar: İmanla kök salmış, iffetle parlayan ve sevgiyle mühürlenmiş bir Meryemî cesaret.

Azize Jeanne ile Dua Edelim

“Ey Rab, eğer senin lütfun içindeysem beni orada tut. Değilsem oraya al.”

Bu 30 Mayıs’ta, Orleans’ın Bakiresi’ni analım. Ailemizi, ulusumuzu, rahiplerimizi ve ruhlarımızı onun şefaatine emanet edelim. Ve onun gibi, göğün çağrısını işitip, tereddüt etmeden “evet” diyelim.

Azize Jeanne d’Arc, Meryem’in kızı, Mesih’in savaşçısı, bizim için dua et!