Sevgili kardeşlerim
2025 yılı, Papa Franciscus tarafından “Umut Hacıları” temasıyla ilan edilen Umut Jübilesi’ni kutladığımız için Kilise’nin yaşamında son derece önemli bir dönüm noktasını işaret etmektedir. Bu olağanüstü yıl, dünyanın dört bir yanındaki imanlıları … imanlarını derinleştirmeye, merhamet eylemlerinde bulunmaya ve zamanımızın zorlukları ortasında umudun ışığını yeniden canlandırmaya yılıydı.
Bugün İncil’de gördüğümüz gibi, Yusuf … İsa için var olan tehlike konusunda uyarılmıştır; Hirodes O’nu öldürmek istemektedir. Bu nedenle Yusuf, Bebek İsa’yı ve annesini alarak Mısır’a kaçmak zorunda kalmıştır. Günümüzdeki pek çok göçmen gibi, güvenlik ve özgürlük bulmak için ülkesini terk etmiştir. Bugün kutladığımız Kutsal Aile, umudun hacılarıydı. Onların umudu, Allah’ın koruması altında şekillenmişti.
Peki umutlarının derin kaynağı neydi? Bu, Çocuk İsa’ydı: Bu Çocuğa duydukları sevgi, birbirlerine olan karşılıklı sevgileri ve Allah’ın onları asla terk etmeyeceğine dair derin inançlarıydı.
Bizim umudumuz nerede kök salmaktadır? Umudumuz, çarmıhta ölümüyle bizi kurtaran ve özgür kılan Mesih’te kök salmıştır. Bu umut bizi özgürlüğe götürür. Özgürlük umudun nedenidir, özgürlük umudun hedefidir ve onun neticesi, çünkü tek özgürlükte tam anlamıyla kişi oluruz.
Eski Antlaşma’da, her elli yılda bir kutlanan Jübile’nin temel amacı, bir kişinin statüsünde köklü bir değişimdi:
Her elli yılda bir borçlular mali yüklerinden kurtarılırdı; bu, ekonomik baskıdan özgürleşme anlamına gelirdi.
Her elli yılda bir kölelikte olanlar özgür bırakılırdı; bu, her insanın sonsuz değerini ve onurunu ifade ederdi.
Her elli yılda bir atalara ait topraklar asıl sahiplerine geri verilirdi; bu da toplum içinde adalet ve hakkaniyeti güçlendirirdi.
Bu kadim uygulama, Tanrı’nın merhametinin ve adaletinin derin bir ifadesiydi; O’nun halkına Allah’a olan mutlak bağımlılıklarını ve birbirlerine karşı sorumluluklarını hatırlatıyordu. Biz de günah yükünden kurtarıldık. Mesih İsa bizi haç üzerinde ölerek özgürlüğe kavuştu. Allah’ın merhameti, bir aile içinde büyüyen Bebek İsa’da hepimize gösterilmiştir.
Bugün Kutsal Aile Bayramı’nı kutluyoruz. Kutsal Aile Bayramı bize Bedenleşmenin bütünlüğünü hatırlatır. Yani Allah’ın Oğlu tamamen insan olmayı istemiştir. Allah’ın Oğlu aramızda yaşamayı istemiştir; bu da insan ilişkileri kurmak istemesi anlamına gelir. Bu ilişkiler ise her şeyden önce aile ilişkileriydi: Annesiyle, Babasıyla olan ilişkileri. İsa’ya insani karakterini kazandıran şey, bu aile ilişkileriydi.
Bugün kendi ilişkilerimizi düşünmeli ve Allah’ın sevgisini ve merhametini günlük yaşamımızda nasıl daha iyi yaşayabileceğimizi sorgulamalıyız. Bugün kendimize, Kilise olarak hepimizin tek bir aile olduğunu hatırlatmalıyız; saygı ve sevgi ilişkilerimizi güçlendirmeli ve alçakgönüllülük olmadan Kilise’ye ait olamayacağımızı kabul etmeliyiz. Çünkü ancak alçakgönüllülükte, Allah’ın bizi kurtarmak ve özgür kılmak için indiği sonsuz alçakgönüllülüğünü fark edebiliriz. Gerçek umut yalnızca Mesih’e derin bir şekilde kök salmakta bulunur. O, hayatlarımızın tek umududur. Çünkü ancak O’nda gerçekten özgür oluruz.

