Kilise, 28 Ağustos’ta, Kilise’nin en büyük Babalarından ve Doktorlarından biri olan Hippo’lu Aziz Augustinus’u (354–430) kutlar. Onun hayatı, Tanrı’nın lütfunun şaheseri oldu: günahkâr bir gezginden ateşli bir çobana, hakikati arayan bir filozoftan Katolik doktrininin en güçlü savunucusuna.
Huzursuz Bir Kalp
Augustinus, Kuzey Afrika’daki Tagaste’de doğdu. Annesi Azize Monika, onu Hristiyan imanında büyüttü; babası ise ölüm döşeğinde Hristiyanlığı kabul eden bir pagan olarak yaşadı. Gençliğinde Augustinus, Mesih’ten uzaklaştı. Zeki ve hırslıydı; retorik ve felsefede başarı aradı, fakat aynı zamanda günaha battı.
İtiraflar adlı eserinde şunu dile getirir: “Ben, aşka âşık biriydim.” Şehvet, kibir ve dünya sevgisi onu doyumsuz ve huzursuz bıraktı. Yıllarca, gerçeği yanlış yerlerde aradı: Manicilik’ten şüpheciliğe, türlü felsefelere saptı.
Dönüş ve Vaftiz
Tanrı, Augustinus’u annesi Azize Monika’nın gözyaşlarıyla ve Milano Piskoposu Aziz Ambrosius’un vaazlarıyla aradı. 386 yılında Augustinus sonunda lütfa teslim oldu. Romalılar 13:13–14’teki şu sözleri okurken kalbi delindi: “Rab İsa Mesih’i giyinin; bedenin arzularını tatmin etmeye sakın önayak olmayın.” 387’de Aziz Ambrosius tarafından vaftiz edildi ve hayatı değişti.
Daha sonra şu meşhur sözünü yazdı: “Bizi Kendin için yarattın, ey Rab, ve kalbimiz Sen’de huzur bulana dek huzursuzdur.” Bu dua, onun maneviyatının özüdür: uzun arayışını ve Tanrı’da bulduğu gerçek barışı özetler.
Piskopos ve Kilise Doktoru
Augustinus Afrika’ya döndü; rahip oldu ve daha sonra Hippo Piskoposu seçildi. 35 yıl boyunca yorulmak bilmeden sürüsünü gütmeye devam etti: günlük vaazlar verdi, yüzlerce eser yazdı, Manicilik, Donatizm ve Pelagianizm gibi sapkınlıklara karşı Katolik imanı savundu.
Onun eserleri hâlâ teolojinin temel taşlarıdır:
-
İtiraflar – ruhsal otobiyografisi, Hristiyan edebiyatının en büyük eserlerinden biridir.
-
Tanrı’nın Şehri (De Civitate Dei) – putperest kültüre karşı imanı savunur, tarihin “İnsan Şehri” (gurura dayalı) ile “Tanrı’nın Şehri” (sevgiye dayalı) arasındaki mücadele olduğunu öğretir.
-
Teslis Üzerine – Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un gizemi üzerine klasik bir meditasyondur.
Derin doktrini nedeniyle Kilise ona “Lütuf Doktoru” unvanını vermiştir.
Augustinus’un Mirası
Aziz Augustinus bize şunu gösterir: dönüşüm tek bir olay değil, lütufla süren bir yaşam yolculuğudur. Geçmiş günahlarını asla unutmadı; onları Tanrı’nın merhametine tanıklık olarak sundu. O, hiçbir ruhun Tanrı’nın lütfunun erişemeyeceği kadar uzak olmadığını hatırlatır. Gerçek arayışı, eninde sonunda her zaman Mesih’e götürür.
Katolik Kilisesi Katekizmi, sık sık Augustinus’tan alıntı yapar. Örneğin dua hakkında: “İnsan Tanrı karşısında bir dilencidir” (KKK 2559). Ekaristiya hakkında: “Aldığınız şeye dönüşün: Mesih’in Bedeni olun” (KKK 1396). Onun öğretileri bugün de Kilise’nin yaşamını şekillendirmeye devam eder.
Bayramı Yaşamak
Aziz Augustinus’un bayramı bizi çağırır:
-
Kalplerimizin hâlâ huzursuz olduğu alanları gözden geçirmeye.
-
Tanrı’dan uzak görünen sevdiklerimiz için sabırla dua etmeye, tıpkı Azize Monika gibi.
-
İtiraflar veya Tanrı’nın Şehri’nden bir bölüm okuyup imanımızı derinleştirmeye.
-
Zayıflığımızı dönüştüren Tanrı’nın lütfuna yeniden güvenmeye.
Sonuç
Aziz Augustinus, lütfun günahı aşan gücüne tanıklık eder. Onun huzursuz kalbi yalnızca Mesih’te dinlendi; şimdi bizlerin de aynı barışı bulması için aracılık ediyor.
Onun sözleriyle dua edelim:
“Geç kaldım Seni sevmekte, ey hep eski, hep yeni Güzellik, geç kaldım! Sen içimdeydin, ama ben dışarıda Seni arıyordum… Sen çağırdın, bağırdın ve sağırlığımı deldin. Parıldadın, ışıldadın ve körlüğümü dağıttın. Dokundun bana, ve ben Senin huzurun için tutuşup yandım.” (İtiraflar, X, 27)
Lütuf Doktoru Aziz Augustinus, bizim için dua et!

