2025 yılında Efes’te Theotokos Bayramının Kutlanması

Yazan Nathalie Ritzmann
, Kaynak: EWTN Theotokos

Ünlü Efes antik kentinin ana girişinin yakınında, Selçuk ile Kuşadası’nı birbirine bağlayan yol üzerinde, Meryem Ana Kilisesi’nin kalıntıları bulunmaktadır. Konsil Bazilikası olarak da adlandırılan bu kilise, Haziran ve Temmuz 431’de, Hristiyanlığın temel ilkelerinin bir kısmının belirlendiği 3. Ekümenik Konsil’e ev sahipliği yapmıştır.

O yıl, Doğu’da Meryem Ana’ya adanmış ilk kilisede bir araya gelen 200’den fazla episkopos, Meryem’e “Allah’ın Annesi” yani Yunanca “Teotokos” adını verme kararı aldı. Bu, Konsil’de alınan en önemli kararlardan biriydi ve Kilise için gerçek anlamda tarihi bir dönüm noktası oldu. 

İzmir’deki Dominiken rahipler tarafından tutulan 29 Ekim 1951 tarihli günlüğün bir alıntısı, bu konuyu daha iyi anlamamızı sağlıyor: “… 431 yılında, Konsil toplandı ve olağanüstü önemi nedeniyle, Kilise tarihinde silinmez bir iz bıraktı. Tam da bu bazilikanın görkemli tonozları altında, burada toplanan pederler, Nestorius’un küfürlerine karşı “Teotokos” dogmasını, yani Meryem’in ilahi anneliğini ilan ettiler.

Sabahın erken saatlerinden itibaren insanlar, tüm gün süren Konsil kararlarını beklemek için Meryem Kilisesi’nin çevresinde toplandılar. Akşam kapılar açıldığında, İskenderiye Episkoposu Aziz Kiril, kalabalık bir cemaat önünde Konsil’in kararını okudu. Kararda, Meryem’in Tanrı’nın gerçek Annesi olduğu, Nestorius’un aksini iddia ederek küfür ettiği ve Konstantinopolis’teki episkoposluk makamından azledildiği belirtiliyordu… 

…Efes halkının bu habere gösterdiği coşku tarif edilemezdi. Etkileyici bir sevinç gösterisiydi ve tüm şehir neşeli ilahilerle yankılanıyordu… Episkoposlar bazilikadan ayrıldıklarında hava kararmıştı; halk onlara evlerine kadar eşlik etti, sokakları binlerce meşaleyle aydınlattı ve tütsü yakarak havayı kokulandırdı. Şehir, büyük bayram günlerinde olduğu gibi birçok yerde aydınlatılmıştı…

…Hükümetin nezaketli ve cömert izniyle, neredeyse on bir asırlık bir aradan sonra, Efes’in yankıları inancımızın en güzel ilahilerini ve marşlarını tekrar seslendirdi. Nitekim 29 Ekim’de, genç ve cesur Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanının yıldönümünde, İzmir başepiskoposu tarafından Konsil Bazilikası’nın kalıntıları üzerinde bir ayin kutlandı; sunak, neredeyse hiç bozulmamış apsisi arka plan olarak kullanıyordu.”

1951 ve 1968 yıllarında bu tarihi mekanda hac ziyaretleri ve kutlamalar düzenlendi ve düzenlenmeye devam ediyor, örneğin 5 Ekim 2025 Pazar günü Teotokos’u kutlamak için olduğu gibi. 1931 yılında, Efes Konsili’nin bin beş yüzüncü yıldönümü için Papa XI. Pius’un 11 Ekim’de kutlanan Meryem’in İlahi Anneliği Bayramı’nı ilan ettiğini hatırlamakta fayda var.

Görkemli ayin, Tiran-Durrës (Arnavutluk) Başepiskoposu Monsenyör Arjan Dodaj tarafından yönetildi ve İzmir Metropoliti ve Türkiye Katolik Episkoposlar Kurulu Başkanı Martin Kmetec ile İzmir’in yeni Genel Vekili Peder Pascal Robert tarafından birlikte kutlandı. Ayrıca kutlamaya İzmir Yunan Ortodoks Metropoliti Bartholomeos Samaras da katılmıştır.

Yakınlarda bulunan ve aynı derecede ünlü Meryem Ana Evi’nde yaşayan Kapuçin kardeşler topluluğundan Peder Marius Dunaj tarafından Aziz Luka’nın (17, 5-10)  İncili’nden Günün Sözleri okunduktan sonra, İzmir Episkoposluğu tarafından iki gün önce düzenlenen Nikea (İznik) Konsili’nin 1700. yıldönümü sempozyumuna davet edilen Monsenyör Arjan, vaazında “Rab’bin bize “Kilise’nin en seçkin ve eşsiz üyesi” (İnsanlığın Işığı, n.53) olan Meryem Ana’nın sesi aracılığıyla işaret ettiklerini düşünmek ve dinlemek istiyorum.” diyerek üç İncil sahnesinden bahsetti.

İlk sahne:  “Melek Cebrail’in Nasıralı genç bir kıza görünerek yüzyıllardır beklenen ancak yine de gizemli ve kabul edilmesi zor olanı müjdelemesi üzerinde duralım. Meryem, o anda kendisini tüm insanlık adına, beklenen en büyük çağrıyla karşı karşıya buldu: Tanrı’nın Annesi olmak ve aynı zamanda da Tanrı’nın yarattığıyla ilişki kurmasının en derin şekli yani onu kurtuluş planına dahil ederek kendi özgür iradesiyle onayını istemesi durumuyla karşılaşmıştır. Dolayısıyla ‘Rab’bin hizmetkarı’nın (Luka 1:38) Tanrı’nın planına tam ve koşulsuz rızası, özgür ve bilinçli verilen bir onaydı. Meryem, ‘halkını günahlardan kurtarmak için gelen’ (Matta 1:21, Luka 1:31) Mesih’in Annesi olmayı kabul etti.” 

Kana düğünü, Tiran Başepiskoposu tarafından hatırlatılan ikinci İncil sahnesidir: “Meryem hemen insanların içinde bulundukları sıkıntılı durumdaki ihtiyaçlarını kavrar ve Oğlu’ndan onlar adına yardım ister: ‘Şarapları kalmamış.’ Onda her şey, hem Oğul’un her hareketine ve sözüne hem de O’nun kırılganlığı ve sınırlarının yetersizliğinden kaynaklanan en küçük insanlık sorunlarına karşı yakınlık hissetmesine neden olur. Ancak Meryem’de, bu sarsılmaz inanç aynı zamanda sarsılmaz bir ümide, Rab’bin müdahale edeceğine, verdiği sözün gerçekleşeceğine ve varlığına imanı pekiştirir. Meryem, ümidin Annesi’dir ve bu yüzden onun kendisini Baba Allah’ın ellerine teslimiyeti, Oğul’un hizmetini yerine getirmesi için uygun ortamı yaratır: ‘Size ne derse onu yapın.’ İlahi anneliğinde Bakire, İsa’nın otuz yıllık  saklı yaşamında olduğu gibi yalnızca Oğul’u insanlara getirmekle kalmaz, şimdi burada olduğu gibi en başından beri kendisine eşlik eden aynı mutlak erişilebilirlikle insanları da Oğul’a getirmekle ilgilenmektedir.”

Son sahnede ise “İncil’de, Bakire Anne’yi, tüm Haç Yolu boyunca Oğlu’nu izleyip onunla birlikte acı çektikten sonra doğrudan Haç’ın dibinde buluyoruz. Burada Anne artık konuşmaz ancak Tanrı’nın eylemine olan ulaşılabilirlik, Çarmıha gerilmiş İsa’nın sevgi talep eden arzusunu kabul etmesiyle zirveye ulaşır. ‘Kadın, işte oğlun. İşte annen (Yuhanna’ya ve bize hitap eder).’ Yaşamı boyunca İsa’nın yeni ailesine yavaş yavaş yer açan Meryem’in anneliği, şimdi zamanda evrensel biçimde en geniş kapsamına ulaşır: Kilisenin Annesi, Yardımseverliğin ve Sevginin Annesi! … ‘Bu nedenle Meryem, her insanın önünde,  tümüyle saf, tümüyle güzel, tümüyle kutsal örnek bir varlık olarak durmakta, burada, aşağıdaki dünyamızda başka hiçbir yaratığın asla olamayacağı gibi ‘Kilise olma yeteneğine sahiptir. … Kilise’yi nasıl inşa edeceğimizi öğrenmek için onu örnek alarak ona bakalım.’ (Aziz II. Jean-Paul, 1979) Bugün insanlık tarihinin bu karanlık döneminde de iman, ümit ve iyilik kaynağı Anne’ye yöneliyoruz.” dedi.

Monsenyör Arjan, vaazını akathist ilahisinin 24. kıtasıyla bitirdi:

“Ey merhametli Anne;

Tanrı’nın her daim kutsal olan kendi Söz’ünü, 

Azizlerin en yücesini bizim için dünyaya getiren;

İlahimizi iyiliğinle kabul buyur! 

Her kötülükten ve fenalıktan bizi kurtar! 

Bizi tehdit eden cezadan kurtar,

Çocukların olarak sana sesleniyoruz. 

Haleluya! Hamdolsun!”

Teotokos’un bu muhteşem kutlaması, İzmir Buca’daki Verbo Incarnato rahibelerinin korosu ve İzmir Göztepe Notre-Dame de Lourdes Kilisesi’nin korosu tarafından, İzmir Karşıyaka Azize Helena Kilisesi’nden Peder Iosif Robu’nun yönetiminde seslendirilen ilahilerle zenginleştirildi.

Törenin ardından Monsenyör Martin, yerel yetkililere ve jandarmaya işbirliği ve destekleri için içtenlikle teşekkür etti.

Metni ve fotoğraflar: Nathalie Ritzmann