Aziz Petrus Meydanı’nda kutlanan Palmiye Pazarı ayininde Papa XIV. Leo, Kilise’nin bakışını dünyevî gücün bir simgesine değil, “Barış Kralı İsa”ya çevirdi ve hiç kimsenin Rabbimizi savaşı haklı göstermek için kullanamayacağını açıkça vurguladı. Kutsal Hafta’nın eşiğinde Papa’nın vaazı güçlü bir İncilî çizgi ortaya koydu: İsa Mesih’te kendisini açıklayan Tanrı savaşı kutsamaz; kan dökülmesiyle birleşen dua ise hakikatini yitirir.
Papa’nın bu sözleri, şimdiye kadar yaptığı en güçlü açıklamalar arasında yer aldı. Papa XIV. Leo, “savaşı reddeden Barış Kralı İsa’nın, hiç kimse tarafından savaşı meşrulaştırmak için kullanılamayacağını” söyledi. Ardından Peygamber İşaya’nın sert uyarısını hatırlattı: elleri kana bulanmış olanların dualarını Tanrı kabul etmez. Bu sözlerin ağırlığı büyüktür. Papa, belirsiz ve genel bir uzlaşı çağrısı yapmakla yetinmedi; doğrudan teolojik bir hüküm ortaya koydu. Çünkü Palmiye Pazarı, fetihle değil alçakgönüllülükle Yeruşalim’e giren Mesih’i; kılıca kılıçla değil, kendisini armağan eden sevgiyle karşılık veren Rab’bi gözler önüne serer.
Burada özellikle dikkat edilmesi gereken başka bir nokta da şudur: Papa XIV. Leo, resmî vaazında belirli devletlerin ya da liderlerin adını anmadı. Bununla birlikte, sözleri İran, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri’ni içine alan süregelen savaş ortamında dile getirildiği için, birçok uluslararası değerlendirme bu mesajı doğrudan güncel çatışma bağlamında ele aldı. Reuters, Papa’nın bu ifadelerinin Vatikan’ın son haftalarda söz konusu savaşa ilişkin giderek sertleşen uyarılarının devamı niteliğinde olduğunu belirtti; ayrıca başka haberler de Papa XIV. Leo’nun özellikle Orta Doğu’daki acı çeken Hristiyanları andığını kaydetti.
İşte bu ayrım Katolik okur için belirleyicidir. Papa’nın öğretisi siyasî tarafgirlik değildir; jeopolitik bir slogan hiç değildir. Bu, bütünüyle Mesih merkezli bir beyandır: Tanrı’nın gerçek yüzü Çarmıha Gerilmiş Olan’da görünmektedir; bu nedenle savaşı ilahî bir meşruiyet örtüsüyle kaplamaya yönelik her girişim İncil’e ihanettir. Papa XIV. Leo, bu noktayı daha da derinleştirerek Mesih’in yaralarında “çarmıha gerilmiş bir insanlığı” gördüğümüzü ve O’nun son çığlığında “şiddet altında ezilenlerin ve savaş kurbanlarının feryadını” işittiğimizi söyledi.
Ayinin sonunda Papa, bu öğretinin somut sonucunu da özellikle vurguladı. Orta Doğu’daki Hristiyanlar için dua etti; onların “dehşet verici bir çatışmanın sonuçlarına katlandıklarını” ve birçoğunun Kutsal Hafta ayinlerini gerektiği gibi kutlayamadığını ifade etti. Böylece Papa XIV. Leo’nun Palmiye Pazarı mesajı yalnızca soyut bir savaş karşıtı bildiri olmaktan çıktı; yaralı imanlılarla ve savaş yüzünden ezilen bütün insanlarla gerçek bir ruhani dayanışma çağrısına dönüştü.
Kutsal Hafta’ya girmekte olan Katolikler için Papa XIV. Leo, hem sarsıcı hem de gerekli bir ahlâkî berraklık sundu. Mesih savaş çıkaranın malı değildir. O, ulusal ihtirasların dinî meşruiyet kaynağı değildir. O, silahsız biçimde Yeruşalim’e giren Kuzu’dur; tahtı Çarmıh olan Kral’dır; ve bugün de şiddetle yaralanmış dünyaya şöyle seslenmektedir: silahlarınızı bırakın, birbirinizin kardeşi olduğunuzu hatırlayın. Bu, siyasî bir zayıflık değil; İncil’in sarsıcı kudretidir.

