Yuhanna İncil’inde İsa’nın Annesi İsa

Yazan Fr. Germano Scaglioni OFMConv
, Kaynak: EWTN Theotokos

3 Ekim 2025 tarihinde Efes’teki Meryem Ana Evi Kutsal Alanı’nda “Kilise’nin Yaşamında Meryem Ana’nın Varlığı” başlıklı bir sempozyum düzenlendi. İzmir Başpiskoposluğu tarafından organize edilen bu etkinlik; din adamlarını, keşişleri, ilahiyatçıları ve imanlıları bir araya getirerek Kutsal Meryem Ana’nın hem Kutsal Kitap’ta hem de Kilise’nin yaşayan geleneğinde sahip olduğu teolojik ve ruhsal rol üzerine derin bir tefekküre davet etti. İncil’in temellerine dayanan ve Süryani Kilise Babalarının mirasıyla zenginleşen sempozyum, Meryem’e olan bağlılığı, Mesih’in gizeminde ve Kilise’nin misyonunda köklendirmeyi amaçladı.

Öne çıkan sunumlardan biri, tanınmış Kutsal Kitap ilahiyatçısı Peder Germano Scaglioni, OFM Conv tarafından verilen “Yuhanna İncilinde İsa’nın Annesi” başlıklı konferanstı. Akademik titizlikle ve ruhani bir derinlikle konuşan Peder Scaglioni, Meryem’in dördüncü İncil’deki sade ama güçlü varlığını inceledi. Meryem yalnızca başlangıçta (Kana’da) ve sonda (Çarmıh’ta) görünse de, bu iki sahne derin bir teolojik bütünlük oluşturur. Kana’da Meryem, “O size ne derse onu yapın” diyerek insanları Mesih’in sözüne güvenmeye çağırır; Çarmıh’ta ise Sevgili Öğrencinin Annesi olur ve böylece tüm imanlıların ruhsal annesi haline gelir. Bu iki sahne aracılığıyla Peder Scaglioni, Yuhanna’nın Meryem’i yalnızca tarihsel bir şahsiyet olarak değil, aynı zamanda Kilise’nin yaşayan simgesi olarak sunduğunu gösterdi: ilk iman eden, sadık öğrenci ve Mesih’e giden yolumuzda hâlâ bize eşlik eden Anne.

Yuhanna İncil’inde İsa’nın Annesi İsa

Efes, 3 Ekim, 2025

Yeni Ahit’in en sonuncu ve edebi açıdan en gelişmişi olan Yuhanna İncil’i, özellikle teolojik düşünce açısından zengindir. Anlatı, başka hiçbir yerde olmadığı kadar mesaj içeriklidir. Bu demek değildir ki, Yuhanna’nın yazdıkları tarihle ilgisizdir; tam aksine, son derece ruhani gerçeklikleri hem gizleyen hem de açığa çıkaran sembolik-ilahi bir tarih niteliğindedir. İlahiyat dünyadaki mütevazı olayların alt seviyesine indirilmiş (“Söz Beden haline getirildi”); gerçeklik, Tanrı’nın yüceliğiyle doldurulmuş ve Tanrı’nın kudretiyle yeni bir şekil almıştır. Olaylar, eylemler, jestler ve karakterler belirgin bir şekilde Mesih odaklı yönelim sergiler: hepsi Tanrı Oğlu’nun vahyine hizmet eder:

Meryem’in varlığı da bu ışık altında ele alınmalıdır. Yuhanna geleneği, Luka’nın aksine, Meryem konusunda oldukça ölçülü ve nicelik bakımından daha sade görünür: ondan yalnızca İncil’in başında (Kana’da) ve sonunda (Çarmıhta) sonrasında ise Vahiy’de dolaylı olarak bahseder. Ancak, en azından İncil söz konusu olduğunda, niceliğin nitelikle ters ters orantılı olduğu söylenebilir: Yeni Ahit’te Kana ve Çarmıh bölümlerinde Meryem hakkındaki düşüncelerin zirvesine ulaşırız. O, artık sadece sıradan bir imanlı ve İsa’nın annesi değil, öncelikle bir imanlı ve anne olarak İncil’in başında ve sonunda İsa’nın hizmetindeki öğrencilerinin hayatı ve imanlarına hizmet etmek üzere konumlandırılmış kişidir. Bu şekilde, Oğul’un kişiliği ve misyonuyla doğrudan ve benzersiz bir şekilde ilgilidir.

1. Kana’daki Düğün

Yuhanna 2:1-11[12], her zaman incelenmiş bir pasajdır, ancak yine de gizemli ve içinde neredeyse tükenmez zenginlikler barındırır. Sadece Meryem’i anlamak için değil, her şeyden önce Yuhanna İncil’inin mesajınının ve özellikle de Kristolojisinin özüne inebilmek açısından da önemli bir bölümdür. Vaftizci Yahya’nın İsa’ya olan tanıklığı ve ilk öğrencilerin çağrılmasını içeren İlahi önsözünün (1:1-18) ve anlatının (1:19-51) olduğu temel birinci bölümden sonra (hepsi, Lumen Gentium “İnsanlığın Işığı 56: EV I/430. 2 / 11’de Müjdeci için önem taşıyan günlerin ve saatlerin sıralanışını noktalama işaretleriyle belirtilmiştir”) -ikinci bölümde- İsa’nın Annesi Meryem’in varlığına değinilir.

Kana’daki olayın alıntısında Meryem tam olarak bunun içinde yer alsa da esas olarak buradaki konu onu ilgilendirmez. Nitekim İsa’nın gizeminin vahyine “yerleştirildiği” ve görkemli ilahi-kurtarıcı gerçekliğinin arasında bulunduğundan, Bakire karakteri benzersiz bir anlam kazanır. Bu, Kana olayını çarmıhtaki Meryem olayıyla (Yh. 19:25-27) karşılaştırdığımızda daha da belirginleşir. İsa’nın gizeminin ve onu açığa çıkaran “işaretlerin” başlangıcına ve zirvesine yerleştirilen bu iki pasaj, temel bir bütünlük sağlar. Bir bakıma Mesih’in tüm kurtarıcı girişiminin gerçekleştirildiği uç noktaları oluştururlar.

1.1. “İşaretlerin başlangıcı”

Kana olayındaki zenginlik çok etkileyicidir. Metin, zaman ve mekanın belirlenmesiyle başlar ve aynı zamanda mekansal-zamansal bir işaretle son bulur:

v. 2:1: “Ve üçüncü gün Celile Kana’da bir düğün vardı”

v. 2:12: “Bundan sonra İsa, Kafernahum’a gitti”.

Böylesine bir titizlikle çerçevelenmiş bir bölüm sıradan bir düğün şöleni olamaz, amaç insanın varoluşunun zaman ve mekanında gelişen bir kurtarıcılık olayıdır. Herhangi bir yanlış anlamayı gidermek için, Müjdeci bölümün sonunda hemen şu yorumu yapar: “İsa, bu ilk olağanüstü belirtisini gerçekleştirdi (bkz. 11). “Belirti” Tanrı’nın Oğlu olarak, Beden olan Söz’ün aramızdaki varlığını gösteren kimliğini açığa çıkarmak için İsa tarafından gerçekleştirilmiş olan bir eylem veya iştir. Kana, daha sonra gerçekleşecek olan işaretlerin “ilkidir”: başlangıçta duran, diğerlerini önceden haber veren ve öngören, anlamlarını ve amaçlarını ortaya koyan bir ilk örnek, özel bir işarettir. Dolayısıyla, basit bir olay değil, İsa’nın misyonunu başlatan temel bir olaydır. Kana olayıyla dünyanın yaratılışından önce (bkz 1:1ff; 17:5) Baba ile sahip olduğu ihtişamı, görkemi ve gücü ve dirilişinde kendisine verilecek olanı ortaya koyar. İşaret, ihtişamı orataya koyar ve ihtişamın tefekkürü imana yol açar: “ve öğrencileri,” diye bitirir Müjdeci, “ona inandılar!” (bkz. 11) Yuhanna teolojisinin bu temel gerçekleri (işaret-yücelik ve iman), Kana bölümünün Dördüncü İncil’de nasıl derin köklere sahip olduğunu ve önemli gelişmelerini nasıl duyurduğunu gösterir. Bu nedenle, 3/11’deki görünüşte yaygın terim ve gerçekliklerin altında çok yoğun gerçekler ve sembolizm olduğu ortaya çıkar.

1.2. “Üçüncü Gün”

Böylece pasaj, “üçüncü gün” ifadesiyle başlar: Bu, yalnızca kronolojik bir gerçek değil, aynı zamanda da İsa’nın yüceliğinin gerçekten tezahür ettiği ve havarilerin ona inandığı mükemmel bir işaret olan dirilişinin gizemini çağrıştıran ifadedir. Üçüncü gün günümüzde hala dirilişe olan inancımızı ifade ediyor. Dahası üçüncü gün, Sina’da Yasa armağanı ile yapılan antlaşma olayını anımsatır ve bu da Mesih tarafından verilen Yeni Yasa ile yeni antlaşmanın habercisidir. Bu, geniş ve yoğun hafıza ve kehanet bağlamında, Dördüncü İncil Meryem’i şu şekilde anlatır: “Ve İsa’nın annesi oradaydı” (bkz 1). Anlatılanlara Meryem’in oradaki varlığı vurgulanarak başlanır.  Bu pasajda Meryem’den defalarca “İsa’nın annesi” ifadesi kullanılarak bahsedilir (bkz. 1, 3, 5, 12); aynı şekilde bu bölümün üçüncü cümlesinde zor bir duruma çare bulmak için İsa’ya müdahale eder.

1.3. İsa’nın Annesi, Kadın ve Saat

İsa’nın Annesi – pek çok Yuhanna karakteri gibi (bkz. Nikodemus, Samiriyeli kadın, Yahudiler, kör olarak dünyaya gelen adam vb.) – başlangıçta kendisini insani bir düzeye yerleştirerek konuşur: “Şarapları yok” (bkz. 3). Ancak İsa onu hemen farklı ve üstün bir düzeye taşıyarak farklı bir müdahale ve varlık türü önerisinde bulunur: “Kadın, benden ne istiyorsun? Benim saatim daha gelmedi” der (bkz. 4). Bu, ilk bakışta anlaşılmaz ve rahatsız edici görünen bir cümledir, ancak içinde değerli açıklamalar yer alır. Ona “anne” (daha mantıklı olacak şekilde) yerine kadın diye hitap etmekle kimliğini ve misyonunu teyit etmek için aile bağlarından uzaklaşır. Onun sorgulayıcı bir şekilde verdiği cevap, Yeruşalim tapınağında annesine ve babasına verdiği yanıtını aklımıza getiriyor: “Beni neden aradınız? Babamla birlikte olmam gerektiğini bilmiyor muydunuz?” (Luka 2:49) ve İsa’nın annesi ve kardeşleriyle ilgili sözlerini hatırlıyoruz (bkz. Markos 3:31-35, Matta 12:46-50; Luka 8:19-21). Et ve kan, Baba’nın isteklerine ve onun üstlendiği göreve boyun eğmelidir. ‘Kadın’ terimi –ilk algıya rağmen- olumsuz bir anlam taşımaz: Çarmıhın paralel metninde (Yh. 19:26) ele alınacak ve açıkça gösterilecektir; bu metinde, İsa’nın annesinin kurtuluş gizemindeki yeni kimliği ve özel rolü ortaya çıkacaktır.

4 / 11

Ancak Kana’da, annenin hemen ardından hizmetkarlara hitap ettiği sözlerden de anlaşılacağı gibi, bu terimin olumlu ve yeni bir anlam kazandığı (bkz. 5) anlaşılır. Ne olursa olsun İsa, her durumda, annesi de söz konusu olsa kendi yerini talep etmektedir. Zira o anda ne de olsa, saati henüz gelmemiştir (bkz. 4). İsa’nın ‘saati’ hem kendisinin hem de Baba’nın yüceltileceği, çekeceği acı-ölüm ve yücelik zamanıdır (bkz. Yh. 13:31; 17:1). İsa’nın tüm varoluşu bu saate odaklıdır: bu dördüncü İncil’in tamamını kapsayan ve “benim saatim henüz gelmedi” (2:4) ifadesinden “Baba, saati geldim” (17:1) ifadesinin gerçekleşmesine kadar uzanan gerilim dolu bir süreçtir.

Baba tarafından belirlenen saat hiç kimsenin tahmin edemeyeceği bir saattir. İsa’nın gizemli ama açıklayacı tepkisinden sonra, Meryem’in başlangıçta beklenmedik bir durum gibi görünen olayda araya girmesiyle hizmet edenlere “Size ne derse onu yapın!” (bkz. 5) demesi Oğul’un sözünün yerine getirilmesi için bir çağrıya dönüşür.

Bu kuralın, Sina Dağı’nın (bkz. Çıkış 24:7) eteklerinde yapılan antlaşmaya sadakat yeminini yansıttığına dikkat edin. Temel bir geçmiş deneyimle bağlantılı bu sözlerle, gerçekleşmek üzere olan yeni bir olay, Tanrı’nın Oğlu’nun yüceliğini ortaya çıkaracak ve öğrencilerin imanını başlatacak bir “işaret” olarak verilir.

1.4. Sembol, Anı ve Kehanet

Kana’daki olayın basit bir düğün olmadığı giderek daha açık hale geliyor: her şey sembolik-kutsal biçimde görülür, İsa’nın ekmekleri çoğaltması ve gerçek içecek olarak kendi kanını sunması (bkz. Jn 6:55) gibi başka yaptıklarını çağrıştırır. Kana’daki her şey bir sembol, anı ve kehanet olur: düğün şöleni Tanrı’nın halkıyla nihai birlikteliğinin işaretidir; Kilise’nin damadı Mesih’te gerçekleşen bir düğün. Sonraki Yuhanna 3:29 bölümünde Vaftizci Yahya’nın imanlılar topluluğunun damadı olarak İsa’yı kastederek kendisini “damadın sağdıcı” olarak adlandırması da tesadüf değildir. Doğal olarak düğünde bir ziyafet vardır ve sofradan şarap eksik olamaz. Şarap, burada özellikle vurgulanmaktadır (Dördüncü İncil’in tamamında geçen altı şarap kelimesinin beşi bu olayda kullanılmıştır), ve önemi, özellikle Yahudilerin arınmasında kullanılan arınma suyuyla karşılaştırıldığında ortaya çıkar. Eski Yasayla bağlantılı bir ritüel unsuru olan su, yeni şaraba dönüştürülür; bu, nihayet burada olan Mesih döneminin ve onları belirleyen sevincin bir simgesidir. 5/1’deki şarap, yalnızca onları karakterize eden yeni Yasa ile Mesih zamanlarını değil, aynı zamanda da Mesih’in kendisini temsil eder. Kahya, aslında “nereden geldiğini” bilmez: özgün Yuhanna anlatımına göre, dünya “İsa’nın nereden geldiğini” bilmez; ancak söylediklerini yapan ve İsa’nın her şeyi açıkladığı hizmetkarlar, İsa’nın dostları, sağdıçları haline gelmişlerdir (bkz. Yuh. 15:14). Aslında İsa olan damadın, neden şimdiye kadar iyi şarabı sakladığını anlamaz. Bunun nedeni, Mesih zamanlarının gerçekleştiği ve damadın kurtuluş nimetlerini bol bol harcamaya başlamasıydı. Bu nedenle, anlatılan bölümdeki derin manayı kavrayarak Müjdeci şu sonuca varabilir: “İsa, bunu mucizelerin başlangıcı olarak yaptı, yüceliğini gösterdi ve öğrencileri ona iman ettiler (bkz. 11). Bu son derece anlam derinliği olan metinde, Meryem başlangıçta “İsa’nın annesi” olarak görünür: bu unvan üç kez tekrarlanır (bkz. 1,3,5).  Oysa ki, Müjdeci’nin vurgulamak istediği, geleneksel olarak kabul görmüş bu gerçek değildir: O, İsa’nın yanı başında, Oğlu’nun misyonu ve öğrencilerinin imanı için hizmet eden “kadının” varlığını vurgulamakla ilgilenmektedir. Bir anne olarak Meryem, Mesih’in bir öğrencisi olur ve zorunlu hale gelen bir istekten –şarapları yok”- tam bir iman bağlılığına; hatta Musa’nınkine benzeyen bir aracılık görevine –Rab’bin hizmetkarlarının yararına ve antlaşmaya sadakat için- geçer. “Kadın” olarak onun da misyonu -kadim Siyon Kızı’yla süreklilik içinde- tüm Tanrı halkına hizmet etmektir ancak bu görev Golgota olayında daha bir netlik kazanacaktır.

Son olarak, İsa’nın annesi, imanı sayesinde Rab’bin öğrencilerinin yani İsa’nın sözünü kabul ederek yeni antlaşma topluluğunu oluşturanların öncüsüdür. İman eden tüm öğrencilerle beraber Meryem sembollerin ötesinde, Kilise’nin ve insanlığın damadı olan Kişi’nin, beden almış Tanrı Sözü İsa’nın gerçek gelinidir.

2. Meryem Çarmıhta

Yuhanna 19:25-27 bölümü, Mesih’in Paskalya Gizemi’nin merkezinde yer alan gerçekten dikkat çekici bir olaydır. Önemi, anlatılanların derinliğinden, o zamanın bağlamından ve Kana’daki olayla olan ilişkisinden kaynaklanır. Sonrakiyle başlayalım.

2.1. Kana ve Çarmıh

Kana’daki düğün (Yh. 2,1-12), sadece Golgota olayını duyurmakla ve bir dereceye kadar önceden haber vermekle kalmaz, aynı zamanda tüm anlamını da ondan alır ve 6/11, onun olağanüstü derinliğini ortaya koyar. İncil’in başında ve sonunda yer alan bu olaylar, Meryem’in kişiliğini ve rolünü anlamamızın yanı sıra Yuhanna’nın mesajı içinde temel olan iki önemli bölümü oluşturmaktadır. Özenle düzenlenmiş bu olaylar açıkça birbirlerine paralel görünmektedir. Karakterler yine aynı kişilerdir:

İsa’nın, misyonunun başında ve sonunda, yanındakiler Annesi Meryem, çarmıh üzerinde ‘Sevilen Havari’ ile temsil edilen diğer havarileridir. Her iki durmda da Bakire, kişisel adıyla değil, “İsa’nın annesi” ve ardından da bir oğulun asla annesine kullanmayacağı bir hitap olan “kadın” adıyla anılır! Her iki bölümde de, henüz Kana’da gelmemiş olan (bkz. 2:4) ve Golgota’da  (bkz. 19:27) gerçekleşecek olan İsa’nın zamanından bahsedilir. Hem Kana’daki hem de Çarmıh’taki bölümü aynı ifade takip eder: “Bundan sonra…” (2:12; 19:28), bu ifade sadece zamansal olmayıp aynı zaman da sonuçsal ve nedensel bir söylemdir ve bu açıdan dikkate değer bir önem taşır:

bkz. 2:12: “Bundan sonra” orada İsa’nın etrafında toplanmış olan imanlılar topluluğu bulunmaktadır;

bkz.19:27: “Bundan sonra,” her şey yerine getirilmiştir.

Genel olarak diyebiliriz ki, Kana kendisini henüz gelmemiş olan bir saatin işaretini içinde barındırarak gösteriyorsa, Haç bu saatin gerçekleştiğini göstermektedir. Şayet Kana “başlangıcın”, işaretlerinin önbildirisi niteliğindeyse, Haçın üzerindeki İnsan Oğlu’nun yükseltilmesi, Tanrı’nın görkemini açığa çıkaran ve havarilerin inancını pekiştiren mükemmelliğin işaretidir.

2.2. İsa’nın Saatinin İçeriği.

Yuhanna 19:25-27’de anlatılan olay, Kana’daki ile yapılan karşılaştırmayla aydınlatılsa da, İsa’nın Çarmıh’taki ‘eylemlerinin’ doğrudan bağlamında olağanüstü derinliği ortaya koyar (Yuh. 19:17-37). Bunlar, Haç Yolu’nun son aşamasını gözler önüne seren beş bölümdür:

– haçın üzerindeki tabela yazısı (bkz. 19-22);

– giysilerin paylaşılması (bkz. 23-24);

– anneye ve havariye söylenenler (bkz. 25-27);

– Baba tarafından emanet edilen işin tamamlanması (bkz. 28-30);

– yan tarafından mızraklanması (bkz. 31-17).

Gördüğümüz kadarıyla odak noktamız İsa’nın saatinin yüce olaylarının merkezindedir, hepsi oldukça sembolik ve olağanüstü teolojik öneme sahiptir. Müjdeci bunları Kutsal Yazılar’ın gizemli gerçekleşmesi olarak sunduğundan, bu olayların temel bütünlüğü ve önemi abartılmaz. Bu nedenle, yüzeysel ve fenomeolojik (7/11) düzeyde okunamaz ancak tam bir Paskalya açıklaması olarak anlaşılmalıdır. Nitekim, bizim bölümümüz, görülüyor ki İsa’nın annesinin ve sevgili havarisinin gerçek kimliğinin ortaya çıktığı bir vahiy ortamıdır. Başka kişilerin varlığına rağmen, Golgota’nın merkezinde, belirtildiği gibi üç kahraman vardır:

– Çarmıha gerilmiş İnsan Oğlu olarak görkemli kral ihtişamıyla İsa, yüce vahiyleri iletir ve iradesinin nihai emirlerini bildirir;

– Kana’dakinin aksine anne konuşmaz, fakat Oğul’un iradesinin başlıca emanetçisi olarak ilgi odağıdır. Dört kez İsa’nın annesi, bir kez sevilen havarinin annesi ve bir kez de “kadın” diye ondan bahsedilir.

– Başlangıçta Çarmıhın altında duranlar arasında adı geçmeyen, ancak daha sonra Meryem gibi Efendisi İsa’nın bahşettiği armağanın alıcısıdır. Sıklık bakımından en çok vurgulanan kişi annedir. Her şeyden önce İsa’nın annesi olarak, aynı zamanda kadın ve havarinin annesi olarak görülmektedir. Diğer yandan Havari ise yalnızca Efendisini takip eden ve onun tarafından sevilip takdir edilen bir kişi değil, aynı zamanda tam da bu nedenle “Kadın”ın oğludur. İsa’ya karşı annelik geleneksel olarak kabul edilse de, “Kadın” ve havariye karşı annelik unvanlarına açıklama getirmek gerekir.

2.3. Sevilen Havari

Dördüncü İncil’de ve özellikle de bu Haç Yolu olayında her zaman olduğu gibi, kimse kendisini maddi ve dünyevi düşünceyle sınırlandırmamalıdır; aksi halde verilen mesaj sadece yüzeysel olarak anlaşılır. Yuhanna 19:25-27’de anlatılan bölümde özellikle Katolik olmayan çevrelerde sıklıkla iddia edildiği gibi, yalnız bırakılan bir anneye karşı merhametten kaynaklanan sıradan bir aile yakınlaşmasından söz edemeyiz. Bu, öncelikle annenin rolünü ve varlığını vurgulayan (Kadın, işte oğlun) ve ancak ikincil olarak ve sonuç olarak anneyi öğrenciye emanet eden metnin kendisiyle çelişir. Dahası, aralarındaki ilişkiler doğaya göre değil, ruha göre bir oluşum düzenindedir. O halde bu öğrenci kimdir? O, hem bir kişi hem de semboldür.

R. Bultmann’a göre, haç üzerinde yükseltilerek asılan İsa’nın sözleri, esasen Yuhanna 17:20’deki rahip olarak Baba’ya ettiği “Sadece onlar için dua etmiyorum, sözleriyle, bana iman edecek olan insanlar için de dua ediyorum (bkz. 8/11) duasındaki Baba’ya bahsedilen kişilerle aynıdır. M. Dibelius’a göre, Sevgili Öğrenci aynı zamanda “öğrencilerin örneği, iman adamı, çarmıhın tanığı, İsa’nın annesinin oğludur ve bir bakımdan Tanrı’ya göre konumlarıyla İsa’nın kardeşleri de olan öğrencilerin temsilcisi” ifadesini de içermektedir (20:17).

3. Metnimizde bu öğrenciden üç kez (bkz. 26-27) söz edildiğine dikkat edelim ve her zaman ve tabiri caizse, vurgulu bir şekilde, belirginleştirilerek ondan özel bir şekilde bahsedilmektedir: Sevilen öğrenci İsa’ya iman edip onu kabul eden tüm insanların temsilcisidir. Onlar Tanrı’nın yeni halkını oluştururlar: onlar, kemikleri kırılmaması gereken Kuzu’nun kurban edilmesiyle kurtarılanların topluluğudur (bkz. 26-27); onlar Kurtarıcı’nın mızrakla delinen yan tarafından akan kan ve sudan doğan Kilise’dir (bkz. 34), haç üzerinde uyuyan yeni Adem’in yan tarafından çıkarılan yeni Havva’dır.

2.4. ‘Kadın’, Tanrı Çocuklarının Annesi             

Sonuç olarak ‘kadın’, hem sevilen havarinin hem de diğer havarilerin, hatta dağılmış ve İsa’nın uğruna can verdiği tüm imanlılar topluluğunun annesidir. “Çünkü, Tanrı’nın dağılmış çocuklarını bir araya toplaması için ölmesi gerekiyordu (Yh. 11:51). Eski Ahit düşüncesinde, Tanrı’nın dağılmış çocukları, günahları nedeniyle Yahudi olmayanlar arasında sürgün edilen İsrail çocuklarıdır (bkz. Tesniye 4:25-27; 28:62-66; 30:1-4). Onları topraklarından uzakta, başka halklar arasına dağıtan Rab, onları ülkelerine ve yurtlarına geri götürecektir. İsrail ve Yahuda’nın bölünmüş krallıklarını tek bir halk yaapacak ve Davud soyundan biri onların çobanı olacaktır (bkz. Çık. 34:23-24; 37:24). Onlarla Tanrı’nın gizemli bir “hizmetkarı” (bkz. Çık. 42:6; 49:8) aracılığıyla yeni bir antlaşma yapacak ve bu hizmetkar, canını pek çokları için fidye olarak sunacaktır (bkz. Çık 53:10). Ardından tüm uluslar gelip Yeruşalim’de toplanacak ve burası sayısız çocuğun annesi olacak (bkz. Yeş. 49:19-20; 60:1-9; Tob. 32:12). Zaten sadakatsizlikleri yüzünden terk edilmiş ve çocuklarından mahrum bırakılmış olan Tanrı’nın gelini, Rab’bin dönüşünü görecek ve surların içerisinde sayısız çocuğu ağırlayacak. Bu, muazzam ve evrensel bir annelik olacaktır. Şehir ve halkı genellikle bir kadın, gelin ve anne sembolüyle ve sevinçle karşılanan ‘Siyon Kızı’ unvanıyla temsil edilir.

– 2 R. BULTMANN, The Gospel of John. A Commentary, Oxford 1971, 483. 3 M. DIBELIUS, Eine Studie zum Traditionsproblems des Johannesevangeliums, in Festgabe für A.Deismann, Tübingen 1927, 178. 4 JOHN CRYSOSTOM, Catech. 3, 19; SC 50, 177.

9 / 11 büyük bir çileli dönemden sonra – çocuklarının kurtuluşu ve geri dönüşleri.

“İlk Hristiyan neslinin gözünde, İsa’nın annesi ‘Siyon Kızı’nın ideal bir örneğiydi. Bireysel bir kişi olarak, Siyon-Kudüs’ün ve tüm İsrail’in, Antlaşma halkının çağrısı, onda örnek bir şekilde olgunlaştı.

5. Bu bağlamda, sevgili Havari tüm kurtarılmışları temsil eder ve Siyon’un kadın-kız evladı olan Meryem, antlaşma topluluğunu, bir zamanlar dağılmış ve şimdi birlik içinde toplanmış Tanrı çocuklarının simgesel annesidir.  Meryem, görkemli vaadlerin yalnızca kısmen ve geçici olarak gerçekleştiği kadim Siyon Kızı’nın bir figürü değildir: o, ilk meyveler olarak, yeni Siyon’un, Yeni Ahit topluluğunun, Rab’bin tüm havarilerinin annesi olarak yapılan ilahi çağrıyı başlatır. Öncelikle Mesih’in annesi, “birçok kardeşin ilk doğanı” (Rom 8:29), olduğu için, Meryem, Mesih’e olan imanları sayesinde yeniden doğan herkesin annesidir. İsa’nın doğumu ile başlayan onun anneliği, Kafatası Tepesi’nde doruk noktasına ulaşır. Yuhanna 19:25-27’deki bölümde görüleceği gibi, İsa söz konusu olduğunda konu basit bir evlad büyütme meselesi değildir.   

2.5. Annenin Sıcak Karşılaması

Rab’den vahiy niteliğinde bir armağan alıp annelikle karşılaşan Rab’bin müridi imanlı bir tutuma, hayati bir bağlılığa, özgürlüğün derinliklerinden gelen bir karar vermeye çağrılır: özgürce verilen bir karar ama kendi isteğine bağlı bir karar değildir bu!

Sevilen öğrenci Efendisi Rab’bin armağanını reddedemez. Annenin sıcak karşılaması Mesih’in gerçek öğrencilerinin en önemli ayırt edici özelliklerinden biridir. Ve, o andan itibaren (bkz. 27) havari onu evine kabul etti” (eis tà ídia).    

6. Annenin şefkatle karşılama saati – ki bu kronolojik bir gösterge olmaktan çok teolojik bir andır- İsa’nın saatinin gerçekleşmesiyle örtüşür ve büyük önem taşır. “Bundan sonra” ifadesi, daha önce de belirtildiği gibi sıradan bir geçiş önerisi gibi görünmüyor daha çok önceki ve sonraki olaylar arasındaki yakın bağlantıyı vurgulamak niyetiyle kullanılmaktadır. “Bundan sonra –bunun sonunda- İsa, herşeyin sona erdiğini, Kutsal Yazıların yerine geldiğini bilerek …” böyle konuşur (bkz. 28).

5 A. SERRA, E c’era la madre di Gesù (Gv 2,1). Saggi di esegesi biblico-mariana (1978-1988), Milano-

Roma 1989, p. 43.

6 Cf. A. VALENTINI, Maria secondo le Scritture, Bologna 2007, 320-324.

10 / 11

Görüldüğü gibi, özellikle Yuhanna’nın karakteristik üslubunda, bölümümüzü Baba tarafından belirlenen ve kurtarıcı işinin mührü olan saatin zirvesine yerleştiren ciddi bir dil kullanılmıştır. Meryem’in imanlıların annesi olarak vahiy armağanı ve havariler tarafından kabul edilmesiyle, İsa’nın işi tamamlanmıştır. Bunlar, Yuhanna İncil’inin derinliklerinde ortaya çıkan muhteşem ve görkemli vizyonlardır. Origenes’in dehası bunları önceden sezmişti: İsa’nın göğsüne yaslanıp Meryem’i İsa’dan anneleri olarak kabul etmedikçe, hiç kimse dördüncü İncil’in anlamını kavrayamaz.

7. Çarmıhtaki Meryem bölümü ışığında, Kana’nın gizemli işareti de aydınlanır. Düğünün ve saatin anlamı ve bu kadının Rab’bin havarilerinin hayatındaki rolü daha iyi anlaşılır.

SONUÇ

Dolayısıyla, Yuhanna İncil’inde Meryem figürünü karakterize eden birkaç belirgin özellik vardır: Şimdi, yolculuğumuzun sonuna geldiğimizde, en önemlilerinden bazılarını hatırlayalım. Adı olan ‘Meryem’ hiç söylenmez; ‘İsa’nın annesi’ olduğu vurgulanır. Meryem İncil’in başında ve sonunda mevcuttur ve yalnızca İsa ile değil, aynı zamanda insanlarla ve İsa’nın öğrencileriyle de etkileşimde bulunur. Bu son özellik önemlidir: Yuhanna İncil’inde Meryem, İsa ile diğerleri arasındaki ilişkiye dahil edilmiştir. Bu, İsa’nın misyonunun hem başında hem de sonunda gerçekleşir. Kana’da evlenen çifte ve misafirlerine bakar, ihtiyaçlarını İsa’ya duyurur ve onları İsa’ya yönlendirir. İsa, Çarmıhta annesini ve sevgili öğrencisini, gerçek ana oğul gibi birbirlerine bağlar. Bu karşılıklı ilişki İsa tarafından belirlenir ve İsa ile kişisel ilişkilerine dayanır.

Daha önce de belirtildiği gibi, Yuhanna’da İsa’nın toplumsal faaliyeti, annesinin onunla konuşmasıyla başlar (bkz. 2:3). İsa, annesine ve sevgili öğrencisine hitap ederek bunu tamamlar (bkz.19:26-27). Çarmıh’tan itibaren Meryem ve öğrencisi birbirlerine anne ve oğul olma görevini üstlenirler. Tabiki, İsa’nın annesi ve İsa’nın öğrencisi olmayı da bırakmazlar. Tıpkı İsa’nın annesi oduğu gibi, Meryem, öğrencinin de annesidir. Meryem için Tanrı Oğlu’nun enkarnasyonunu ve misyonunu tamamlama yolculuğunu simgeler; kurtuluşun yaşayan bir işaretidir. Meryem İsa’ya herkesin ihtiyaçlarını dikkate alarak sunar (bkz. 2:3) ve herkesi İsa’yı dinlemeleri için ona yönlendirir ve böylelikle onlar onun ilahi sözlerini eylemlerine yansıtabileceklerdir.

7 ORIGEN, Commentary on John, I, 4; PG 14, 32.

11 / 11

Öğrencinin İsa’nın annesine karşı olan davranışı şöyle anlatılır: “Ve o andan itibaren öğrenci onu evine aldı” (bkz. 19:27).

Öğrenci için uygun olan şey, malı veya maddi varlığı değildir. O, açıkça ‘İsa’nın sevdiği öğrencisi’ olarak nitelendirilir. Onun için her şeyden önce gerçekten özel olan şey, İsa ile olan ilişkisidir: İsa’nın onu sevmesi ve İsa’ya inanması gerçeğidir. Öğrenci Meryem’e kendisi için çok özel olan birşeyi sağlar, bu da kendisinin İsa ile olan yakınlığıdır; onu İsa’nın annesi olarak onurlandırır ve saygı duyar. Meryem, İsa’yı dünyevi yaşam için, ölümlülerle birlik olması için doğurmuştur ve bu takipçilere yaşam ve neşe getiren kişiyi ifade eder. Dolayısıyla o, İsa’nın annesi ve İsa’nın öğrencilerinin annesidir.

Peder Germano Scaglioni OFMConv