3 Ekim 2025 tarihinde Efes’teki Meryem Ana Evi Kutsal Alanı’nda düzenlenen “Kilise’nin Yaşamında Meryem Ana’nın Varlığı” başlıklı sempozyumda, Peder Pascal Robert, OFM, “Meryem Ana: İman, Umut ve Cesaret Kadını” konulu derin ve pastoral bir konuşma gerçekleştirdi. Konuşmasında Meryem Ana’nın yaşamını yalnızca ilahi lütufla dolu bir gizem olarak değil, aynı zamanda Hristiyan öğrenciliğinin yaşayan bir modeli olarak ele aldı. Peder Robert, Meryem’in insan yönünü – günlük sadakatini, denemeler karşısındaki sebatını ve Tanrı’nın planını cesaretle kabul edişini – vurgulayarak, onun hem İsa’nın Annesi hem de Kilise’nin Annesi oluşunu bu niteliklerle temellendirdi.
Peder Robert, Meryem’in Nasıra’dan başlayıp Golgota’ya (Kelvar Tepesi’ne) uzanan yolculuğunu anlatarak, onun iman eden, acı çeken ve koşulsuz seven bir kadın olduğunu ortaya koydu. Müjde’yi alışındaki iman, haçın gölgesindeki umudu ve her koşulda gösterdiği merhamet dolu cesaret, onu hem gerçek bir öğrenci hem de her çağda Kilise için bir rehber haline getiriyor. Derin bir duyarlılıkla, Meryem’in yaşamının tüm Hristiyanlara alçakgönüllülük, güven ve fedakâr sevgi içinde yaşamayı öğrettiğini hatırlattı. Peder Robert’ın ifadesiyle, Meryem’de yalnızca bizim için aracılık eden bir Anne’yi değil, aynı zamanda dünyanın zorluklarına karşı sadık, dua eden ve cesur bir Kilise’nin canlı simgesini buluruz.
MERYEM ANA: İMAN, ÜMİT VE CESARET KADINI
PEDER PASCAL ROBERT OFM
Tanrı’nın Oğlu’nu yetiştirmek, ona bakmak ve onu büyütmekle görevlendirilen bu olağanüstü kadın kimdi?
Hepimizin bildiği gibi, havarilerin İsa’nın çarmıh üzerinde çektiği feci acı ve insanlık dışı ölümünün gerçekliğine tanık olmaları, Dirilen Rab ile hayret verici karşılaşmaları ve Kutsal Ruh’la güçlendirilmeleri, onların ve Kilisenin daha en başından itibaren İsa ile yaptıkları yolculuğun izlerini taşımaktadır; İsa’nın hayatı, etrafındaki insanların yaşamında onlara bahşettiği şifa sayesinde iyileşmeleri, günahkarlara ve ötekileştirilmiş kişilere karşı göstermiş olduğu merhametli tutumu ve öğretisinin kötülüğün kölesi olmuş toplum üzerinde değişim yaratan güçlü etkisi, havarilerin inançlarına ve İsa’ya dair deneyimlerinde onu dünyanın günahının kefaretini ödeyen Kurtarcısı olarak yeni bir açıdan aydınlanarak görmelerini sağladı.
Bunun aynısı Meryem Ana için de geçerliydi. İncil’de anlatılan İsa’yı severek, ona bakarak, besleyerek ve izleyerek onun yaşamında Baba olan Tanrı’nın, kendisi ve tüm insanlığın kurtuluşu için tasarladığı planları kavrayarak bilgelik ve anlayışla büyüten Meryem Ana’nın İsa’nın yaşamında ve Allah’ın Kurtarcı planlarında oynadığı rolün yansımalarını Kilise Babalarının yazıları, havarilerin ve ilk Kilise öğretisinde görürüz. Meryem, İsa’nın yanında kaldı, onun acısını, hakaretlere maruz kalmasını, eziyete uğramasını ve Çarmıhta ölümünü tümüyle paylaştı. Havarilerin ve ilk Kilisenin kalbi İsa’nın Çarmıhtaki kanıyla arınmıştı ancak aynı zamanda İsa’yı sabırla Çarmıha kadar takip eden annesinin acısını ve ızdırabını da derinden anlıyorlardı çünkü O ve annesi için önemli olan tek şey Tanrı’nın Kurtarıcı planlarına tam rıza göstererek onunla beraber olmasıydı. Rabb’in İsa’nın Havarileri ve öğrencilerine, ‘Bu benim Oğlumdur, Seçilmiş olandır, Onu dinleyin’ (Lk. 9:35) diyerek açıkladığı gibi dünyadaki yaşamı sona ermeden önce İsa Bakire Meryem’i anne, ilham kaynağı, koruyucu ve aracı olarak Kiliseye verdi ve sevdiği havarisine Meryem Ana’yı işaret ederek, ‘İşte Annen’ dedi ve Havari onu eve götürdü. İsa’nın bunu yapmasının nedeni tüm uluslara İncil Müjdesini duyurmayı emrettiği, kendisini takip edenlerin kurtarılmış hayatlarını yaşarken İncil’i içtenlikle yaşamak uğruna çektikleri eziyete dayanabilmelerine yardım edecek, onlara rehberlik edip kendilerine içsel cesaret ve güç sağlayacak Meryem’i gerçek mürit olarak örnek almalarını ve dinlemelerini istemesiydi ve Meryem’in varlığı İsa’nın onlara verdiği ebediyen kendileriyle beraber kalacağı sözünün garantisiydi. İlk Kilisede ve İsa’nın takipçilerinin hayatında Meryem’in varlığı o kadar önemliydi ki, dualarında ve beraber yaşadıkları hayatta Tanrı’nın Oğlu’nu yetiştirmek, ona bakmak ve büyütmekle görevli bu olağanüstü kadının kim olduğunu sorguluyor olmalılar! Sonrasında Meryem Ana’nın lütuf dolu yaşamı ve örnek bir mürit oluşuyla daha da hayranlıkla dolan ve ruhsal olarak güçlenen bu kişiler, basit bir insanın nasıl böylesine bir lütufla dopdolu olabileceğini ve Tanrı tarafından Oğlu’nun annesi, Kilisenin annesi ve gelecek tüm nesiller için İsa’ya olan inancın kaynağı olmak üzere örnek olsun diye seçilecek kadar kutsallığa nasıl eriştiği üzerinde derin bir şekilde düşünmüşlerdir.
Bakire Meryem, Hristiyanlığın ilk yüzyıllarından bu yana Rabb’in Annesi olarak onurlandırılmış ve saygı görmüştür. Aziz Priscilla antik yeraltı mezarlarındaki duvar resimlerinden birinde kollarında çocuğunu tutan Bakire ve yanında muhtemelen Yeşeya peygamber tasvir edilmiştir. Diğer iki resimde ise Meleğin Meryem’e Müjdesi ve Epifani olayları gösterilmiştir. Sözü edilen bu resimlerin tümü ikinci yüzyıla aittir. Aziz Petrus ve Aziz Marcellinus yeraltı mezarlarında üçüncü ve dördüncü yüzyıllardan kalma hayranlık verici bir resimde Meryem, Aziz Petrus ve Aziz Pavlus arasında görülür. Burada Meryem kollarını yukarı kaldırarak dua etmektedir. Meryem’e adanmışlığın muheşem bir göstergesi de üçüncü ve dördüncü yüzyıllara dayanan ve Meryem’in şefaatini tasvir eden “Senin himayene doğru uçuyoruz” duasıdır. Dördüncü yüzyıldaki Kilise Babaları, Tanrı’nın annesini birçok ve çeşitli şekillerde övmüşlerdir. Çeşitli bayramlar ve ibadetler, ilk yüzyıllardan beri Kilise tarihi boyunca inananların Meryem Ana’ya duyduğu sevgi ve saygının bir yansıması olarak ortaya çıkmıştır, ancak aynı zamanda Tanrı tarafından Meryem’e verilen rol ve İsa’ya Tanrı’nın Oğlu, beden almış Söz, Tanrı’nın vaadlerinin yerine getirilmesi, Kurtarıcı ve dünyanın kefaretini ödeyen kurban olarak inanan ilk kişi olarak oynamaya devam ettiği rol bağlamında İsa hakkındaki İncil anlatısını vurgulamayı amaçlamıştır. Meryem’e gösterilen dindarca bağlılıkların arasında bulunan Rosario İsa’nın yaşamında ve Kurtuluş Tarihinde Meryem Ana’nın rolünün ne olduğunu açıklar. Bu dua Meryem’in kalbiyle edilen bir dua olup Meryem’in Oğluna olan sevgisi, onun imanı ve ümidi paylaşılır. Meryem Ana, hayatımızın tüm yönlerinde İsa’yı anlamamız, sevmemiz ve onu takip edebilmemiz için bize eşlik eder. Oğlu’nun hayatının gizemleri üzerinde kendisi gibi düşünmemizi sağlarken “bütün bunları yüreğinde tartarken” (Luka 2:19) bizi İsa’nın yaşamını ve öğretilerini içselleştirmeye yönlendir.
Meryem Ana dünyanın farklı köşelerindeki çeşitli görünümleri aracılığıyla zorluklarla mücadele etmekte olan bizlere rehberlik etmeye, ilham kaynağı olmaya, teselliye ve cesaretlendirmeye devam etmektedir. Kutsal karşılaşmaların yaşandığı bu yerler mabet ve türbelere dönüşerek imanlıların hayatlarında kutsallığa, huzura ve tövbeyle barışa kavuşmalarını sağlayan ilham kaynakları oldular.
Tanrı’nın Oğlu’nu yetiştirmek, ona bakmak ve onu büyütmekle görevlendirilen bu olağanüstü kadın kimdi?
Bu, İsa’nın en sadık takipçilerinin çoğunun evlerinde ve cemaatlerinde Meryem Ana’ya saygıyla çeşitli ibadetlere katılarak büyüyen ve dünyanın dört bir yanındaki Meryem Ana ile ilişkilendirilen çeşitli türbeleri ziyaret ettikleri sırada akıllarında kalan bir sorudur. Kutsal Yazılar Meryem Ana’yı olağanüstü bir kadın olarak ortaya koyar. Günümüzde, İsa’nın annesi ve Kilisenin Annesi olan Meryem’in hayatına, kendi açımızdan bakarsak ve küresel gerçeklikte değerlendirirsek Hristiyan değer ve inançları hakkında neler öğrenebiliriz?
AİLE ODAKLI BİR KİŞİ
Nasıralı Meryem, sıradan bir kadındı. Filistin’de Celile adlı bir kasabada genç bir Yahudi kızı olarak büyüdü. Ailesi dindar Yahudiler olduğu için onu insani değerlerle yetiştirmenin yanı sıra, kızlarının dini eğitimini de Kutsal Yazılar, etik değerler ve geleneklere göre şekillendirdiler. Böylece Meryem, evde ve sinagogda Tevrat ve Peygamberlerin ilettiği sözleri dinleyerek yatişti. İbranice Kutsal Yazılar, Nasıralı bir kadın olarak duasının ve yaşam tarzının ayrılmaz bir parçasıydı. Ebeveynlerinin sevgisi, ilgisi ve yaptıkları fedakarlıkların farkında olmasının yanı sıra saygılı olmanın, anne ve babaya karşıda itaatkar davranmanın da ne denli önemli olduğunu biliyordu. Toplum içinde genç bir kızdan beklenen tüm sorumlulukları ailesine karşı severek içtenlikle yerine getiriyordu. Rab ile olan ilişkisi, halkının tarihiyle başladı ve doğumuyla kişiselleşti ve Rab onu tüm insanlığı yeni bir ufka doğru taşıması ve kendi vaadlerinin onun aracılığıyla gerçekleşmesini sağlamak için zamanı geldiğinde seçti. Bireyler ve toplum olarak yaşamlarının Tevrat aracılığıyla Tanrı tarafından yönlendirildiğini biliyordu. Evlenme yaşına geldiği zaman ailesi onu Yusuf’a sözlemişti. Müjde nişanlılık döneminde gerçekleşti.
Meryem Ana ve Aziz Yusuf, vicdanlı ve sorumluluk sahibi ebeveynlerdi. Ailevi, sosyal ve dini sorumluluklarını büyük bir özveri ile yerine getirdiler. Meryem Ana ve Aziz Yusuf, Tanrı’nın insan olma arzusunu İsa’yı dünyaya getirmede işbirliği yaparak yerine getirdiler. Rab hayatın mimarıdır ve çocuklar Rabb’in ebeveynlere bir armağanıdır. İnsan hayatı insanın müdahalesiyle sınırılı değildir; her insanın yaşamının kaynağı Rab’dedir ve bu nedenle de kutsaldır. İman ikrarında şöyle diyoruz: “Kutsal Ruh’a, Rabbe, Hayatın Kaynağına inannıyorum”. Rab, anne ve babalara kendilerine emanet edilen çocukların bakımını yapmaları sorumluluğunu yüklemiştir. Hepimiz ailelerimizi Kutsal Aileyi örnek alarak kurmayı arzu ederiz. Meryem Ana ve Aziz Yusuf çocuklar için en iyi eğitimin, ebeveynlerin günlük yaşamlarında kendi inanç ve kanaatlerini nasıl yaşadıklarına bağlı olduğunu çok iyi biliyorlardı. Bu yüzden onlar tüm dini ve dünyevi sorumluluklarını büyük bir özveriyle ve bağlılıkla yerine getirdiler.
İsa, Meryem Ana ve Aziz Yusuf ile beraber tahminen 30 yıl yaşamıştır. İnsani ve ruhsal gelişimini Kutsal Aile içinde tamamladı, her zaman Babasının misyonuna odaklandı ve Rabb’in işbirlikçileri olan ebeveynlerine itaat etti. Böylece, bu gelişim yılları esnasında, İsa hem bilgelikte, hem boyda gelişiyor, Rab ve insanların beğenisini kazanıyordu (Luke 2:52). İsa, beden olan Söz bize tüm yaratıklarına karşı şefkatli olan Babamız Rabb’i gösterdi. Herşeyin Yaratıcısı ve Baba olan Rab ile İsa hayatlarında ve birbirleriyle olan ilişkilerinde kutsallığı yansıtan tüm insanlığı Rabb’in ailesi olarak bir araya getirir. İsa bir aile içinde dünyaya geldi ve ilişkilerdeki değerlere hayran kalarak bunlara saygı gösterdi. Aileleri birbirlerine bağlayıp güçlendiren, bir arada bütünleşmiş kişilikler ve sorumluluk sahibi insanlar yetiştiren dini, kültürel ve sosyal geleneklerin önemini biliyordu. Kutsal Aile tüm dini yükümlülüklere sadakatle bağlıydı; anne ve babası nüfus sayımında kayıt yaptırabilmek için uzun bir yol kat etmişti ve bir soru üzerine İsa, insanların devlete karşı da görevlerini yerine getirmeleri gerektiğini söylemişti. Sosyal etkinliklere katılmış, hayatın her kesiminden insanlarla iletişim kurmuş ve bu tür fırsatları onların hayatlarını sevgi ve merhametli yaklaşımıyla doğru ve adil bir yola dönüştürmek için kullanmıştı. Aile içinde düğün törenlerine katılmış, kederli anlarda arkadaşlarını teselli etmiş, misafirperverlikten hoşlanmıştır; tüm bu toplantıların onların inançlarını derinleştirmesini, onları kurtuluş yoluna yönlendirmesini ve Tanrı’nın Krallığı’nda yüce bir hayata hazırlamasını sağlamıştır.
İsa doğuştan itibaren yoksullarla dayanışma halindeydi. Anne ve babası, Meryem Ana’nın İsa’yı doğurabileceği uygun bir yer bulmakta sıkıntı yaşıyorlardı. Tanrı’nın Oğlu tam bir yoksulluk içinde bir yemlikte doğdu. Başka bir yer seçebilirdi ama o beşik olarak bir yemliği seçti. Dünyadaki yoksulların Tanrı tarafından sevildiklerini ve İsa’nın doğumunun onlar için bir müjde olduğunu bilmelerini istiyordu. Meryem Ana ve Aziz Yusuf, yeni doğan bebek İsa için elverişli ve güvenilir bir ortam sağlamak adına sıradan yoksul ebeveynlerin zorluklarıyla cesurca yüzleştiler. Tüm ebeveynler, sorumluluklarını yerine getirirken ve ailelerini sevgi dolu ve şefkatli bir ortamda yetiştirirken Meryem Ana ve Aziz Yusuf’ta kutsanmışlardır.
Meryem Ana, Tanrı’nın halkına hizmet etmek ve Tanrı’nın sonsuz yüceliğine ortak olmak için alçakgönüllülükle, kendini Tanrı’ya feda etme konusunda hepimize tam bir ilham kaynağıdır. Alçakgönüllü ve uysallık dolu bir yaşam, İsa’nın tüm yaşamına yansımış ve misyonunun ayrılmaz bir parçası olmuştur. Dünyanın en yoksullarıyla dayanışma halinde olmaya gelen kral, onların yaşamlarını kabullenme, sevgi ve şefkatiyle yeniden şekillendirmiştir. Havarilerine Tanrı’nın Krallığı’nın sadece hizmet ve fedakarlık etmekle, başka insanları anlayan bir yürek taşımakla, bencillikten arınmış bir yardımseverlik ve yine başka insanlar için kendini her zaman fedakarlığa hazır olmakla gerçeğe dönüşebileceğini öğretti. Beşikten çarmıha kadar tüm hayatı en yoksul insanların arasında geçti. O kayıp olan insanlar için dünyaya geldi, Tanrı’nın sevgisini ve merhametini onlarla paylaşmak için yol üstünde kaldı. İsa, onlardan da aynısını yapmalarını istedi. “Tilkilerin ini ve kuşların da yuvaları var, ama İnsan Oğlu’nun başını koyacak yeri yok” (Mt. 8:19-20). Tanrı, yoksullar ve düşkünlerle ilgilendiğinden böyle kişiler öncelikle onun misyonunun merkezindeydi. Çünkü onlar reddedilmenin, diğer insanlar tarafından küçümsenmenin, evsiz kalmanın, başka insanların nefreti ve saldırganlığına maruz kalmanın acısını ve üzüntüsünü yaşayanlardı. İsa yaşamı boyunca müritlerine krallığın değerlerini aşılar. İsa, Tanrı’nın Krallığı’nın ve onun doğruluğunun ancak kişi dünyanın değerlerinden vaz geçip hayatını Tanrı’nın ellerine bıraktığında mümkün olduğunu gösterir.
Bu nedenle, Meryem Ana ve Aziz Yusuf, sorumluluk sahibi ebeveynliğin örneğidir. Anne baba olmak Tanrı’nın bir lütfu ve çok önemli bir sorumluluktur. Ebeveynler, çocuklarına barınak, yiyecek, giyecek ve eğitim olanağı sağlamak için çok çalışıp para kazanırlar. Ama en az bu derece önemli olan bir konu da çocuklarına anlamlı ve sorumlu bir yaşam sürmelerine yardımcı olacak manevi ve ahlaki eğitimi de vermeleridir. Ebeveynler çocuklarını televizyon, cep telefonu ve bilgisayara esir etmek yerine onlara zaman ayırmalı ve onlarla birlikte olmaları gerekir. Hiçbir şey ebeveynlerin varlığının ve sorumlulukların yerini tutamaz. Ebeveynler çocuk sahibi olma armağanına sahip oldukları için Tanrı’ya şükretmeli ve onları koruması, güçlendirmesi, mutlu ve lütuf dolu bir hayata yönlendirmesi için Tanrı’ya sunmalıdır. Ebeveynler, ailenin ve birlikte edilen duaların onları birleştirdiğini unutmamalıdır.
İMANI BÜYÜK BİR KADIN
Mesih’in mükemmel bir takipçisi olan Meryem Ana, Tanrı’nın planına rıza gösterdi. Karar anında Tanrı’nın kendisi için planına olan inancı, insani korkularından, belirsizliklerden ve çekincelerinden çok daha güçlüydü ve Tanrı’nın iradesine teslim oldu, “Bana verdiğin söz yerine gelsin”. Varlığının özünde onun İsa’yı kabul edişi ayrıca onun iman yolculuğunun da başlangıcıydı; beden alan İsa’yı o andan itibaren takip ederek, Tanrı’nın sevgisi ve merhametiyle kayıp ve yük altında ezilenlerin hayatlarına şifa ve iyilik getirmesini, İsa’nın Çarmıhtaki acısını ve ölümünü, görkemli Dirilişini ve Babası Tanrı’ya yükselişini yakından izleyerek inanç yolculuğuna devam etti. Hayatının amacı, İsa aracılığıyla insanlık için Tanrı’nın kurtarıcı planlarının farkındalığını her an artırmak, dünyanın kurtarıcısıyla yakınlık kurmak ve bir imanlı olarak onu takip ederek gelişmekti.
Tüm imanlı kadın ve erkekleri temsil eden Meryem Ana, kendisini tamamen Tanrı’ya teslim etmiş ve elçisi aracılığıyla kendisine seslenen Tanrı’ya “imanın itaatini” göstermiştir. Onun verdiği “EVET” cevabı aynı zamanda tüm inananların, ilahi yaşam ve ruhsal armağanlarla güç veren Kutsal Ruh’un eylemine her zaman açık olmaları ve böylece Tanrı’nın lütfuyla yürekten işbirliği yapmaları için bir iman ikrarı niteliğindedir. Meryem Ana Tanrı’nın halkıyla olan derin bağını şükranla kabul etmiştir. O, her koşulda halkına sadık kalmış vaadlerini tutmuştur. Meryem Ana Tanrı’nın bizim için olan planlarını dinleyip kabul etmemiz ve inancımızı eyleme dönüştürmemiz, cemaatimiz ve toplumumuzdaki düşkün yoksullara hizmet ederek gerçek imanlılar olmamıza yardım ederek ilham kaynağımız oluyor.
UMUT KADINI MERYEM
İsa Çarmıh üzerindeyken müritlerini, Kilise’yi sevgisi, koruması ve şefkatiyle yönlendirmesi ve göz kulak olması için tüm insanlar arasından en iyi kişi olarak Meryem Ana’yı seçti. O, Tanrı’nın Söz’ünü hayatında kabul eden, Çarmıhını yüklenip Golgota Tepesi’ne kadar O’nu takip eden ve kurtuluş tacını alan ilk ve mükemmel imanlıydı. İsa, “Tanrı’nın Söz’ünü kabul eden ve ona göre yaşayan mübarektir” dediğinde annesinin kutsanmışlığını biliyordu. Bu yüzden bizi İsa’ya götürmek için en güvenilir ve yetkin kişi odur. Toplumsal yaşamında O’nu takip etti ve öğrencileri İsa acı çekerken korkudan ayrılıp kaçtıklarında Meryem korkusuzca Oğluna eşlik etti. İsa’nın dar yolunu, tutkusunu ve acısını yakından tanıdı ve sadıkların ödülünü, yeni yaşamı, Tanrı’nın yüceliğini, ve sonsuz yaşamı çok iyi biliyordu.
Meryem Ana, İsa’yı bizim yanımızda olan Tanrı, muhtaçların Kurtarıcısı ve mücadelelerinde onların yanında duran kişi olarak tanıyordu. Meryem Ana, Tanrı’nın insanlığa yeni bir yaşam verme vaadinin İsa’da gerçekleştiğini de biliyordu. İnsan O’nu sadakatle takip etmelidir, Meryem Ana her zaman tüm nesillere hitaben konuşur “Size ne söylerse onu yapın.” Annemiz bize önemli bir ders veriyor, şayet biz samimiyetle İsa’yı takip eder ve O’nun öğretisine göre yaşarsak sonsuz lütufa sahip olacağız, öyle bir yaşam ki sevinç ve huzur dolu! Kilisenin annesi olarak hayatlarımızın İsa’nın öğretisine göre yaşanmasını arzuluyor.
CESARETİN KADINI
Meryem Ana, yolculuğunun kolay olmayacağının bilincindeydi ancak aynı zamanda yalnız olmadığını Tanrı’nın ellerinde olduğunu ve O’nun Kurtarıcı planlarının İsa’da gerçekleşeceğinin de farkındaydı. Hem bebek İsa’yı kollarında sonsuz bir şefkatle kucaklayan hem de ona ateşli bir imanla tapan anneydi.
Tanrı tarafından Rab’bin annesi olarak seçildiğine dair gökten gelen haberi aldıktan sonra, Meryem Ana kendisi için herhangi bir ayrıcalık veya prestijli bir konum arayışında bulunmaz. Aksine, kuzeni Elizabet’in ilerleyen yaşında çocuklu olduğunu işitir işitmez Meryem Ana ona yardım etmek için onu ziyarete karar verir. Meryem Ana Tanrı’nın hizmetinde olmanın sevgimize, ilgimize ve bakımımıza ihtiyaç duyan herkesin hizmetinde olmak anlamına geldiğini gösterir. Onun Tanrı’ya teslimiyeti, ilahi kurtuluş planını tam ve güvenle kabul ederek alçakgönüllülükle hizmet sunması anlamına gelir.
İsa, bize acımızın ve ızdırabımızın Haçını taşıdığını hatırlatır, ancak O’nu takip de etsek ve O’nun lütfunun inananlar için her zaman mevcut olduğunu da bilsek Tanrı ile işbirliği yapma sorumluluğunu taşımaktayız; yine de kurtarıcı misyonuna bizim gönüllü olarak katılmaya hazır olmamızı bekliyor. Hristiyan olmak bir tür “çarmıh hayatı” yaşamaktır, bu tür bir var oluş çarmıhla ve çarmıh aracılığıyla şekillenmektedir. Bu nedenle İsa’nın Çarmıhı bize yalnızca Mesih’in öldüğünü hatırlatmakta kalmaz, bize nasıl yaşamamız gerektiğini, başkaları için fedakarca nasıl bir yaşam süreceğimizi de öğretir.
Haç Yolu esnasında İsa’nın en çok değer verdiği destek Meryem Ana’nın sessizce yanında var olmasıydı. Onu ve acısını en iyi anlayan annesiydi, çünkü Rab’bin kurtarış planlarında yardımcısı olan insan annesiydi. Tanrı’nın insan yaşamındaki hayat veren varlığının ve insanlık tarihindeki şekillendirici müdahalesinin tastamam farkındadır. Varlığı İsa’ya güç verir, sevgisi teselli eder ve acısını hafifletir. Sevgi dolu varlığı yalnızca kutsal bedenini acıtan yaraları iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda onun insan ihaneti, reddedilmesi ve saldırganlığa maruz kalmasının psikolojik acılarını da iyileştirir. Meryem Ana bize hayat yolculuğunda acı çekenler için sessiz destek ve duaların, onlara karşı duyarlılığımız ve ilgimiz kadar büyük önem taşıdığını öğretir. Şefkat dolu, sadık hizmetimiz ve güven verici Hristiyan varlığımız da toplumun iyiliği için değer taşır.
Bu dünyadaki her erkek ve kadın için Golgota’ya giden yolda İsa ve Meryem Ana ile karşılaşması, bugün çocukları için ağır acılar çeken, haksız yere mahkum edilen, inançları yüzünden kötü muamele gören, ezilen ve sömürülen, istismara uğrayan, ayrımcılığa maruz kalan, aç kalan ve insanlık dışı koşullar altında yaşamaya zorlanan bir çok annenin hayatını yansıtan güçlü bir olaydır. İsa ve annesi ile karşılaşmak tüm anneler için cesaret, güç, lütuf ve iyilik kaynağıdır. Bize annelerimize saygı duymamız ve hayatlarımızdaki koşulsuz sevgi ve fedakarlıklarına değer vermemiz gerektiği hatırlatılıyor. İsa her zaman yanımızda olsun diye Meryem Ana’yı bize verdi. Acılarımızda ve hayatımızdaki belirsizliklerde, bizi teselli etmek, cesaretlendirmek ve güçlendirmek için anne sevgisiyle her zaman yanımızdadır. Kutsal Anne tüm insanlık için özellikle de onun ana şefkatine, tesellisine ve çeşitli ihtiyaçları nedeniyle aracılığına ihtiyaç duydukları için kendisine yaklaşanlara her zaman yardım kaynağı olmaya devam edecektir. O, hayatımız mücadele ile geçerken bir yük haline gelip zorlaştığında bizi anlar, yanımızda kalır ve bize güç verir. O, bizim için dua eden, Oğlu ve Rab’bimize bizim için aracılık eden en güvenilir yoldaşımızdır.
Rab, bize Kutsal Bakire Meryem’i annemiz olarak verdiğin için sana şükrederim, özellikle en çok acı çektiğimizde asla yalnız kalmayız; Meryem Anamız İsa’nın çektiği acı doruk noktasına çıktığı anda Çarmıhın altında kaldığı gibi bize her zaman yakındır. O, üzüntülü anlarımızda da yanımızdadır, bizi teselli eder ve kendimizi Rabb’im senin sevecen ve merhametli ellerine bırakmamız için bize cesaret verir. Tıpkı Meryem Ana gibi hayatlarımızda Rabb’in arzusu gerçekleşsin ve Rab bizi dünya üzerindeki her kalbe, her millete Mesih’i taşıyabilmemiz için
bir aracı olmaya layık bulsun.

