Mucizevi Madalyon’a Adını Veren Mucize

Yazan Allison Barrick
, Kaynak: National Catholic Register and EWTN Vatican

NCRegister, 2025-08-11

Şüpheci Alphonse Ratisbonne, Mucizevi Madalya takması için meydan okunup bunu kabul ettiğinde Meryem Ana’yla bizzat karşılaşmayı beklemiyordu.

Birçok kişi “Yaralı adam, başkasını yaralar.” sözüne aşinadır. Yani başkaları tarafından incitilmiş olanlar, çoğu zaman bu zararlı döngüyü sürdürür.

Bu gerçek, adaletsizlikle karşılaşmış olanların davranışlarını çoğu zaman açıklayabilmesine rağmen bazen şiddetli veya haksız davranışlar için bir mazerete dönüşebilir. Bir ülkede işlenen adaletsizlik, başlangıçta barışçıl olan protestoları şiddetli ayaklanmalara dönüştürebilir. Kırıcı bir söz, benzer şekilde birinin başkalarına ve hatta kendine zarar vermesine neden olabilir.

Peki, bunun tersinin de doğru olabileceğini hiç düşündük mü? Aziz ve kutsal insanlar, başka aziz ve kutsal insanlar yetiştirebilirler mi? Öfke yerine merhametle karşılık verdiğimizde düşmanımızın kalbini yumuşatabilir miyiz? Kendi dualarımız ve acılarımızla, kurtulmaz görünenleri kurtarabileceğimizi hatırlıyor muyuz?

Bahsedeceğimiz bu Katolik karşıtı Fransız’ın hayatı, bu duruma örnek verilebilir. Hayatı, üç adamın duaları sayesinde sonsuza dek değişecekti: erkek kardeşi, arkadaşı ve onun için hayatını feda eden bir yabancı.

Theodore ve Alphonse Ratisbonne, sırasıyla 1802 ve 1814’te Fransa’nın Alsas bölgesinde, bankacılıkta tanınmış bir aileye doğdular. Ratisbonne ailesi sözde yahudi bir aileydi. Maddi başarıya çok önem veriyorlardı ve görünen o ki böyle bir başarı Theodore ve Alphonse’tan da bekleniyordu. Ancak yirmi iki yaşında Theodore, dindar bir Katolik ve kateşist olan Louise Humann ile tanıştı. Onun rehberliğinde Yeni Ahit ve diğer Kutsal Yazılar üzerine çalıştı ve 1826 yılında Katolik olarak vaftiz oldu. Sadece dört yıl sonra rahip olarak atandı.

Theodore’un dönüşümü ailesi için şok oldu. Küçük kardeşi Alphonse içinse bu, en büyük ihanet demekti. Kardeşinin Katolik oluşunu, Katolikliğe karşı bilfiil düşmanlık beslemek için bir fırsat olarak gördü ve kardeşiyle konuşmayı reddedecek raddeye geldi.

Bu kopuş Theodore’u incitse de kanıtların işaret ettiğine göre o, kardeşinden intikam almak yerine Alphonse için dualarını daha da sıklaştırdı. Bu dualar cevapsız kalmayacaktı ve İlahi Takdir, Alphonse’u başka bir Theodore ile tanıştıracaktı. Öyle ki biyolojik kardeşini reddeden Alphonse, onun yerine manevi bir kardeş bulacaktı.

Alphonse Avrupa’da gezerken eski bir okul arkadaşıyla karşılaştı. Bu arkadaşı, onu kardeşi Theodore de Bussieres ile tanıştırdı. Theodore de Bussieres de sonradan Katolik olmuştu. Bu belki de Alphonse’a asi abisini hatırlattı. Alphonse, onun yanında Katolik Kilisesiyle açıkça alay etmekten hiç kaçınmadı. Theodore bu küfür ve hakaretlerden fazlasıyla gücenmişti. Bazı arkadaşları, Alphonse’tan dost most olmayacağını söylüyorlardı. Ancak Theodore de Bussieres de intikam yerine duayı seçti.

Alphonse ile bir süre vakit geçirdikten sonra Theodore çok riskli bir adım attı. İkisi Katolik inancının bir yönü üzerine tartışırken Theodore cebinden bir Mucizevi Madalyon çıkardı. Bu kutsal obje, o zamanlar hâlâ yeni sayılabilecek bir sakramentaldi. Alphonse’a onu takması ve günde iki kez “Memorare” duasını okuması için meydan okudu. Eğer Katoliklik aptallık, madalya ve dua da batıl inançtan başka bir şey değilse hiçbiri Alphonse’a bir zarar vermezdi. Ama ya onun hayatını değiştirselerdi?

Alphonse bu meydan okumayı kabul etti. O gece “Memorare” duasını etti ve sonradan hatırladığına göre bu Meryemî dua zihninde takılıp kaldı ve gece boyunca hiç aklından çıkmadı.

Aynı gece Theodore, arkadaşı Kont de la Ferronnays ile karşılaştı. Ona Alphonse’tan bahsedip özellikle Meryem Ana’nın şefaatini dileyerek onun için dua etmesini istedi. Kont kabul ederek Alphonse için dua etmek üzere Santa Maria Maggiore Bazilikası’na gitti. Duasında, Theodore’un genç arkadaşını kurtarmak için kendi hayatını sundu. Memorare duasını yirmi kere okuduktan sonra evine döndü ve o gece kalp krizi geçirerek vefat etti.

Doğal olarak ertesi gün, Kont’un ani ölümü üzerine yoğun bir yas beklenirdi. Ancak Tanrı, Alphonse’un hayatında muhteşem bir mucize ve diriliş gerçekleştirmek üzereydi. Alphonse, Sant’Andrea delle Fratte Kilisesi’nin önünden geçerken, ölen Kont’un cenaze hazırlıkları için oraya giden Theodore ile karşılaştı. Kiliseye birlikte girdiler. Theodore kalan işleri halletmek üzere sakristiyaya giderken Alphonse kilisede gezinmeye başladı. Theodore döndüğünde Alphonse’u Aziz Mikael sunağında diz çökmüş, ağlarken buldu.

“Onu gördüm!” diye haykırdı.

Bahsettiği “o”, Meryem Ana’nın ta kendisiydi. Ona aynı Mucizevi Madalyon’daki gibi görünmüştü. O anda Kutsal Bakire’den mucizevi bir lütuf ve anne sevgisi edindi. Günahlarınının yanında Katolikliğin hakikatini, iyiliğini ve güzelliğini fark etti. Alphonse birçok kişinin duası sayesinde radikal bir değişim geçirdi. Kısa süre sonra vaftiz olup konfirmasyon aldı ve adını Marie-Alphonse olarak değiştirdi.

Bu hayret verici olayın meyveleri devam etti. Vatikan dört aylık bir soruşturma süreci sonrası bu görünümü gerçek bir mucize olarak onayladı. Ayrıca Alphonse, kardeşi Theodore ile barıştı. Theodore’un desteği sessiz ve arka planda olsa da şüphesiz kardeşinin Katolik inancını benimsemesinde etkili oldu. Dahası, Alphonse da bir Katolik râhip oldu ve kardeşiyle birlikte Meryem’e adanmış yeni bir tarikat kurdular. “Siyon’un Azize Meryem’i Cemaati”nin (Congregation of our Lady of Sion) amacı Kutsal Topraklar’a bir Hristiyan tanıklığı getirmekti.

Peki, Alphonse’un kardeşi Theodore öfkeyle karşılık verseydi ne olurdu? Ya da Theodore de Bussieres, Alphonse ile dostluğunu bitirseydi ve böylece Kont asla onun için dua etmeseydi?.. Elbette Tanrı, Alphonse’un peşine başka bir şekilde de düşebilirdi. Ancak şükürler olsun ki buna gerek kalmadı. Yalnız Alphonse imana gelmekle kalmadı, Theodore Ratisbonne, Theodore de Bussieres ve Kont de la Ferronnays; Mesih’le daha derin bir ilişki elde ettiler çünkü kendilerine acımak ve karşısındakini reddetmek yerine sevgi ve merhameti seçtiler.

Onların örneğiyle, biz de bize zarar verenleri daha çok sevmeyi öğrenerek, Mesih’in buyruğuna uyalım: “Düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin” (Matta 5:44).

Bu makale ilk olarak National Catholic Register’da yayınlanmış ve EWTN Vaticano’da yeniden yayınlanmıştır.